SİLVAN FARQİN EĞİTİM KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

S İ L V A N K A L E S İ

Silvan Kalesinin ne zaman kurulduğu belli olmamakla birlikte tartışmalıdır. Réck ve Lehmann-Haupt gibi bazı araştırmacılar M.Ö.77 yılında kurulan Tigranokerta kentinin Silvan olduğunu iddia etmektedirler.( D.bakır tr.S.83) Yine aynı şekilde Moltke ise ilk önce Romalı komutan Lukullus sonrada Neronun Komutanı Karbulo (Corbulo) döneminde ele geçirilen ve 6. yüzyıl sonlarına değin önemini koruyan Büyük Tigranın İ.Ö. 80lerde kurduğu Tigranokerta kentinin Meyafarkin ile aynı kent olduğunu yazmaktadır.(2005 D.bakır S.397) Silvan bir Urartu dönemi kentidir. Bir Başka söylence ise,bu kentin aslında bir Asur yerleşim merkezi olduğunu ileri sürmektedir.(a.g.e.-s:397)

Mevcut bilgilere göre Silvan Kalesi , iki surla çevrili,dörtgene yakın bir şekildedir.Kapsadığı alan doğudan batıya 600 Metre,kuzeyden güneye 500 metredir. Yaklaşık 2200 Metre uzunluğunda olan Silvan Kalesinin surlarında 50 burç ve kule vardır.

Roma-Bizans devrine ait olduğu sanılan ve Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen Silvan kalesi Helenistik ve orta çağın en önemli merkezlerindendi.
Silvan ,Büyük Tigran tarafından M.Ö.77 yılında Tigranokerta adıyla ve 300 binlik nüfusuyla bir imparatorluk başkenti olarak kuruldu.

Tarihteki etkin ve uzun serüveninde yıkımlar ve onarımlar yaşayan Silvan Kalesi M.S. 410 yılında bir başka kurucusu olan tıp ve din adamı Mar Maruthas tarafından II.Şapur zamaınıda yapılan savaşta İran'da şehit düşen 40 Hristiyan şehidinin kemiklerini getirip büyük bir merasimle Silvan'a gömdürmesinden dolayı önem kazanmıştır.Bizanslılar bundan dolayı Silvan'a şehitler şehri anlamına gelen Martyropolis adını vererek bu adı resmen kullanmışlardır.Kaleye bu dönemde de onarımlar ve eklemeler yapılmıştır.
İki sur ile çevrili Silvan Kalesi VI. Yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus zamanında esaslı bir şekilde onarılmış ve surlar son şeklini almıştır. M.S.532 yılında tekrar eski heybetine kavuşan bu kale şehir yeni kurucusu Justinianus'un adını alarak Justinianopolis adıyla Bizans'ın en önemli garnizon merkezi olarak tarihteki yerini alıyordu.

Müslümanlar döneminde Silvanın ortaçağın en parlak ve en gelişmiş kentlerinden biri olması ve Meyyafarkin adıyla 101 yıl Mervani Devletinin Başkenti,Artuklu Devletinin ikinci başkenti,Hamdani devletinin hükümdarı Seyfüddevlenin Silvan'a gömülmesini vasiyet edecek kadar sevdiği ve önem verdiği ikinci merkezi ve Meyyafarıkin Eyyübilerinin ana merkezi olması Silvanın tarihte önemli bir rol almasına sebep olmuştur.Bu dönemde Kale-şehir yeniden yapılırcasına iyice onarılmış,kaleye yeni burçlar ve surlar eklenmiştir.

Meyafarkin Eyyubileri yönetiminde iken Moğolların saldırısı sonucu 1258-59 yıllarındaki 2 yıllık kuşatmadan sonra kale-şehir tamamiyle yakılıp yıkılmıştır.

Silvan kalesinin çeşitli burç ve kapılarında yapım ve onarım kitabeleri vardır.Bu kitabeler surlara hareketlilik kazandırmakta bu da kalenin geçirdiği dönemler hakkında bilgi vermektedir.

1899 tarihinde Silvan bölgesinde araştırma yapan Lehmann Haupt ,Silvan kalesinin kuzey kapısı yıkıntıları arasında sağlam kalmış bir duvarda rast gele konmuş ve eski Yunanca yazılmış kitabeler görmüş ve yayınlamıştır.Lehmann Haupt,kitabenin M.S.4. yüzyıla ve Ermeni bir valiye ait olduğu görüşündedir.
1944 yılında kaleyi inceleyen Süleyman Savcı,Silvan Kalesi hakkında şu bilgileri verir.
Yer yer görülen tamir ve kitabelerin işaretine göre iç içe birbirini çemberleyen her iki surun istila sadmelerine uğradığı anlaşılıyor.İlk inşaat zamanından kalıp tamir görmeyen burçlarla duvarları hep aynı tarzda yapılmıştır.Burçların dıştan uzunlukları, 10.5 metre ve enlileride 7 metre kadardır.Yükseklikleri ise 25 metreyi geçmekte ve genellikle iki burcun arasında birer destek duvarı bulunmaktradır.İki burcun arasındaki mesafe 20 metreden fazladır.Burçlar genellikle tahribe uğramıştır.Bir kaçı müstesna olmak üzere ikinci katları da tamamen yıkıktır.
Surun taşları Malta taşına benzeyen beyaz sert bir cins taş olup muntazam yontulmuştur. Yüksek suru çevreleyen ikinci dış sur daha fazla tahrip edilmiştir.İyi bakılınca öteki ile paralel yürüdüğü görülür.Bir çok burcun ev haline getirildiği görülür.Zengin aileler burçların üzerine yeniden birer ev inşa ederek ikametlerine elverişli bir duruma getirmişlerdir.Bunlara Üstün ve Azizoğullarının evleri iyi birer örnektir.(2000D.Bakır-S:129-131)